Tüm Sureler
15. Sure

الحجر

Hicr Suresi

99 ayet · Mekki sure

Hicr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 15. suresi olup toplam 99 ayetten oluşmaktadır. Bu sure Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur. Aşağıda Hicr Suresi'nin Arapça orijinal metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkçe meali âyet âyet verilmiştir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍۢ مُّبِينٍۢ

Okunuşu

Eliflâmrâ. Tilke âyâtülkitâbi vekurânim mübîn.

Meali

Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.

2

رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

Okunuşu

Rubemâ yeveddüllezîne keferû lev kânû müslimîn.

Meali

İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.

3

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Okunuşu

Zerhüm yekülû veyetemetteû veyülhihimülemelü fesevfe yalemûn.

Meali

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.

4

وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Okunuşu

Vemâ ehleknâ min karyetin illâ velehâ kitâbüm malûm.

Meali

Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.

5

مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

Okunuşu

Mâ tesbiku min ümmetin ecelehâ vemâ yestehirûn.

Meali

Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.

6

وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌۭ

Okunuşu

Vekâlû yâ eyyühellezî nüzzile aleyhizzikru inneke lemecnûn.

Meali

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.

7

لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Okunuşu

Lev mâ tetînâ bilmelâiketi in künte minessâdikîn.

Meali

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.

8

مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًۭا مُّنظَرِينَ

Okunuşu

Mâ nünezzilülmelâikete illâ bilhakki vemâ kânû izem münzarîn.

Meali

Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.

9

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

Okunuşu

İnnâ nahnü nezzelnezzikra veinnâ lehû lehâfizûn.

Meali

Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.

10

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ

Okunuşu

Velekad erselnâ min kablike fî şiyeilevvelîn.

Meali

And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.

11

وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Okunuşu

Vemâ yetîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Meali

Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.

12

كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Okunuşu

Kezâlike neslükühû fî kulûbilmücrimîn.

Meali

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.

13

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

Okunuşu

Lâ yüminûne bihî vekad halet sünnetülevvelîn.

Meali

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.

14

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ

Okunuşu

Velev fetahnâ aleyhim bâbem minessemâi fezallû fîhi yarucûn.

Meali

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.

15

لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌۭ مَّسْحُورُونَ

Okunuşu

Lekâlû innemâ sükkirat ebsârunâ bel nahnü kavmüm meshûrûn.

Meali

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.

16

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًۭا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ

Okunuşu

Velekad cealnâ fissemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâzirîn.

Meali

And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.

17

وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ رَّجِيمٍ

Okunuşu

Vehafiznâhâ min külli şeytânir racîm.

Meali

Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.

18

إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ مُّبِينٌۭ

Okunuşu

İllâ menisterakassema feetbeahû şihâbüm mübîn.

Meali

Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.

19

وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍۢ مَّوْزُونٍۢ

Okunuşu

Velarda medednâhâ veelkaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şeyim mevzûn.

Meali

Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.

20

وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

Okunuşu

Vecealnâ leküm fîhâ meâyişe vemel lestüm lehû birâzikîn.

Meali

Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.

21

وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ

Okunuşu

Veim min şeyin illâ indenâ hazâinüh. Vemâ nünezzilühû illâ bikaderim malûm.

Meali

Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.

22

وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ

Okunuşu

Veerselnerriyâha levâkiha feenzelnâ minessemâi mâen feeskaynâkümûh. Vemâ entüm lehû bihâzinîn.

Meali

Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.

23

وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ

Okunuşu

Veinnâ lenahnü nuhyî venümîtü venahnülvârisûn.

Meali

Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.

24

وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ

Okunuşu

Velekad alimnelmüstakdimîne minküm velekad alimnelmüstehirîn.

Meali

And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.

25

وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌۭ

Okunuşu

Veinne rabbeke hüve yahşüruhüm. İnnehû hakîmün alîm.

Meali

Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir.

26

وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

Okunuşu

Velekad halaknelinsâne min salsâlim min hameim mesnûn.

Meali

And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.

27

وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ

Okunuşu

Velcânne halaknâhü min kablü min nârissemûm.

Meali

Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.

28

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

Okunuşu

Veiz kâle rabbüke lilmelâiketi innî hâlikum beşeram min salsâlim min hameim mesnûn.

Meali

'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

29

فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Okunuşu

Feizâ sevveytühû venefahtü fîhi mir rûhî fekaû lehû sâcidîn.

Meali

'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

30

فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Okunuşu

Fesecedelmelâiketü küllühüm ecmeûn.

Meali

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.

31

إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Okunuşu

İllâ iblîs. Ebâ ey yekûne meassâcidîn.

Meali

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.

32

قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Okunuşu

Kâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne meassâcidîn.

Meali

Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.

33

قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

Okunuşu

Kâle lem ekül liescüde libeşerin halaktehû min salsâlim min hameim mesnûn.

Meali

O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi.

34

قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ

Okunuşu

Kâle fahruc minhâ feinneke racîm.

Meali

"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.

35

وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

Okunuşu

Veinne aleykellanete ilâ yevmiddîn.

Meali

"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.

36

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Okunuşu

Kâle rabbi feenzirnî ilâ yevmi yübasûn.

Meali

"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.

37

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

Okunuşu

Kâle feinneke minelmünzarîn.

Meali

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.

38

إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

Okunuşu

İlâ yevmilvaktilmalûm.

Meali

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.

39

قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Okunuşu

Kâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm filardi veleugviyennehüm ecmeîn.

Meali

"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.

40

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

Okunuşu

İllâ ibâdeke minhümülmuhlesîn.

Meali

"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.

41

قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ

Okunuşu

Kâle hâzâ sirâtun aleyye müstekîm.

Meali

'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."

42

إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

Okunuşu

İnne ibâdî leyse leke aleyhim sültânün illâ menittebeake minelgâvîn.

Meali

'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."

43

وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

Okunuşu

Veinne cehenneme lemevidühüm ecmeîn.

Meali

"Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."

44

لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍۢ لِّكُلِّ بَابٍۢ مِّنْهُمْ جُزْءٌۭ مَّقْسُومٌ

Okunuşu

Lehâ sebatü ebvâb. Likülli bâbim minhüm cüzüm maksûm.

Meali

O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.

45

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

Okunuşu

İnnelmüttekîne fî cennâtiv veuyûn.

Meali

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

46

ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ

Okunuşu

Üdhulûhâ biselâmin âminîn.

Meali

"Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir.

47

وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ

Okunuşu

Venezanâ mâ fî sudûrihim min gillin ihvânen alâ sürurim mütekâbilîn.

Meali

Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.

48

لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌۭ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

Okunuşu

Lâ yemessühüm fîhâ nesabüv vemâ hüm minhâ bimuhracîn.

Meali

Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir.

49

۞ نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Okunuşu

Nebbi ibâdî ennî enelgafûrurrahîm.

Meali

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.

50

وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ

Okunuşu

Veenne azâbî hüvelazâbülelîm.

Meali

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.

51

وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ

Okunuşu

Venebbihüm an dayfi ibrâhîm.

Meali

Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:

52

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

Okunuşu

İz dehalû aleyhi fekâlû selâmâ. Kâle innâ minküm vecilûn.

Meali

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

53

قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ

Okunuşu

Kâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin alîm.

Meali

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

54

قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

Okunuşu

Kâle ebeşşertümûnî alâ em messeniyelkiberu febime tübeşşirûn.

Meali

"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:

55

قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ

Okunuşu

Kâlû beşşernâke bilhakki felâ teküm minelkânitîn.

Meali

"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.

56

قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

Okunuşu

Kâle vemey yaknetu mir rahmeti rabbihî illeddâllûn.

Meali

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

57

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

Okunuşu

Kâle femâ hatbüküm eyyühelmürselûn.

Meali

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

58

قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ

Okunuşu

Kâlû innâ ürsilnâ ilâ kavmim mücrimîn.

Meali

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

59

إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

Okunuşu

İllâ âle lût. İnnâ lemüneccûhüm ecmeîn.

Meali

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

60

إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ ۙ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

Okunuşu

İllemraetehû kaddernâ innehâ leminelgâbirîn.

Meali

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

61

فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ

Okunuşu

Felemmâ câe âle lûtinilmürselûn.

Meali

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

62

قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ

Okunuşu

Kâle inneküm kavmüm münkerûn.

Meali

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

63

قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ

Okunuşu

Kâlû bel cinâke bimâ kânû fîhi yemterûn.

Meali

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

64

وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

Okunuşu

Veeteynâke bilhakki veinnâ lesâdikûn.

Meali

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

65

فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍۢ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌۭ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

Okunuşu

Feesri biehlike bikitim minelleyli vettebi edbârahüm velâ yeltefit minküm ehadüv vemdû haysü tümerûn.

Meali

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

66

وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌۭ مُّصْبِحِينَ

Okunuşu

Vekadaynâ ileyhi zâlikelemra enne dâbira hâülâi maktûum musbihîn.

Meali

Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.

67

وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Okunuşu

Vecâe ehlülmedîneti yestebşirûn.

Meali

Şehir halkı, sevinerek geldiler.

68

قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ

Okunuşu

Kâle inne hâülâi dayfî felâ tefdahûn.

Meali

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.

69

وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

Okunuşu

Vettekullâhe velâ tuhzûn.

Meali

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.

70

قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

Okunuşu

Kâlû evelem nenheke anilâlemîn.

Meali

"Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler.

71

قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

Okunuşu

Kâle hâülâi benâtî in küntüm fâilîn.

Meali

Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi.

72

لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Okunuşu

Leamruke innehüm lefî sekratihim yamehûn.

Meali

Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

73

فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Okunuşu

Feehazethümussayhatü müşrikîn.

Meali

Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.

74

فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن سِجِّيلٍ

Okunuşu

Fecealnâ âliyehâ sâfilehâ veemtarnâ aleyhim hicâratem min siccîl.

Meali

Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.

75

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

Okunuşu

İnne fî zâlike leâyâtil lilmütevessimîn.

Meali

Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır.

76

وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍۢ مُّقِيمٍ

Okunuşu

Veinnehâ lebisebîlim mükîm.

Meali

O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.

77

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Okunuşu

İnne fî zâlike leâyetel lilmüminîn.

Meali

Bunda inananlar için ibret vardır.

78

وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ

Okunuşu

Vein kâne ashâbüleyketi lezâlimîn.

Meali

Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.

79

فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍۢ مُّبِينٍۢ

Okunuşu

Fentekamnâ minhüm. Veinnehümâ lebiimâmim mübîn.

Meali

Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.

80

وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Okunuşu

Velekad kezzebe ashâbülhicrilmürselîn.

Meali

And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.

81

وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Okunuşu

Veâteynâhüm âyâtinâ fekânû anhâ müridîn.

Meali

Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.

82

وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ

Okunuşu

Vekânû yenhitûne minelcibâli büyûten âminîn.

Meali

Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.

83

فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Okunuşu

Feehazethümussayhatü musbihîn.

Meali

Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.

84

فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Okunuşu

Femâ agnâ anhüm mâ kânû yeksibûn.

Meali

Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı.

85

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌۭ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

Okunuşu

Vemâ halaknessemâvâti velarda vemâ beynehümâ illâ bilhakki. Veinnessâate leâtiyetün fasfehissafhalcemîl.

Meali

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.

86

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

Okunuşu

İnne rabbeke hüvelhallâkulalîm.

Meali

Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.

87

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًۭا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ

Okunuşu

Velekad âteynâke sebam minelmesânî velkurânelazîm.

Meali

And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.

88

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًۭا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

Okunuşu

Lâ temüddenne ayneyke ilâ mâ mettanâ bihî ezvâcem minhüm velâ tahzen aleyhim vahfid cenâhake lilmüminîn.

Meali

Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.

89

وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ

Okunuşu

Vekul innî enennezîrulmübîn.

Meali

De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."

90

كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ

Okunuşu

Kemâ enzelnâ alelmuktesimîn.

Meali

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

91

ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ

Okunuşu

Ellezîne cealülkurâne idîn.

Meali

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

92

فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Okunuşu

Feverabbike leneselennehüm ecmeîn.

Meali

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

93

عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Okunuşu

Ammâ kânû yamelûn.

Meali

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

94

فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

Okunuşu

Fasda bimâ tümeru vearid anilmüşrikîn.

Meali

Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.

95

إِنَّا كَفَيْنَٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ

Okunuşu

İnnâ kefeynâkelmüstehziîn.

Meali

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

96

ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Okunuşu

Ellezîne yecalûne meallâhi ilâhen âhar. Fesevfe yalemûn.

Meali

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

97

وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Okunuşu

Velekad nalemü enneke yedîku sadruke bimâ yekûlûn.

Meali

And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.

98

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Okunuşu

Fesebbih bihamdi rabbike veküm minessâcidîn.

Meali

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

99

وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ

Okunuşu

Vabüd rabbeke hattâ yetiyekelyekîn.

Meali

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

Hicr Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hicr Suresi kaç ayettir?

Hicr Suresi 99 âyetten oluşur ve Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur.

Hicr Suresi nerede indirilmiştir?

Hicr Suresi Mekke döneminde (Mekki) inmiştir.

Meal kaynağı: Diyanet İşleri Başkanlığı. Arapça metin: Kur'an-ı Kerim (Uthmani). Türkçe okunuş yalnızca telaffuza yardımcı olması içindir; Kur'an'ın aslı Arapçadır.