القيامة
Kıyâme Suresi
40 ayet · Mekki sure
Kıyâme Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 75. suresi olup toplam 40 ayetten oluşmaktadır. Bu sure Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur. Aşağıda Kıyâme Suresi'nin Arapça orijinal metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkçe meali âyet âyet verilmiştir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
Lâ uksimü biyevmilkiyâmeh.
Kıyamet gününe yemin ederim.
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
Velâ uksimü binnefsillevvâmeh.
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
Eyahsebülinsânü ellen necmea izâmeh.
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
Belâ kâdirîne alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
Bel yürîdülinsânü liyefcüra emâmeh.
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
Yeselü eyyâne yevmülkiyâmeh.
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
Feizâ berikalbesar.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
Vehasefelkamer.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
Vecümiaşşemsü velkamer.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
Yekûlülinsânü yevmeizin eynelmeferr.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
كَلَّا لَا وَزَرَ
Kellâ lâ vezer.
Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
İlâ rabbike yevmeizinlmüstekarr.
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
Yünebbeülinsânü yevmeizim bimâ kaddeme veehhar.
O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ
Belilinsânü alâ nefsihî besîrah.
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
Velev elkâ meâzîrah.
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
Lâ tüharrik bihî lisâneke litacele bih.
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
İnne aleynâ cemahû vekurâneh.
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
Feizâ karanâhü fettebi kurâneh.
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
Sümme inne aleynâ beyâneh.
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
Kellâ bel tühibbûnelâcileh.
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ
Vetezerûnelâhirah.
Ahireti bırakırsınız.
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ
Vucûhüy yevmeizin nâdirah.
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ
İlâ rabbihâ nâzirah.
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ
Vevucûhüy yevmeizim bâsirah.
O gün bir takım yüzler de asıktır.
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ
Tezunnü ey yüfale bihâ fâkirah.
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
Kellâ izâ belegatitterâkiy.
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ
Vekîle men râk.
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
Vezanne ennehülfirâk.
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
Velteffetissâku bissâk.
Bacaklar birbirine dolaşır.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
İlâ rabbike yevmeizinlmesâk.
O gün sevk Rabbin huzurunadır.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
Felâ saddeka velâ sallâ.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Velâkin kezzebe vetevellâ.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
Sümme zehebe ilâ ehlihî yetemettâ.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
Evlâ leke feevlâ.
Sana yazıklar olsun, yazıklar!
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
Sümme evlâ leke feevlâ.
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
Eyahsebülinsânü ey yütrake südâ.
İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ
Elem yekü nutfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, katılan bir meni damlası değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
Sümme kâne alekaten fehaleka fesevvâ.
Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Feceale minhüzzevceynizzekera velünsâ.
Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ
Eleyse zâlike bikâdirin alâ ey yuhyiyelmevtâ.
Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.
Kıyâme Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Kıyâme Suresi kaç ayettir?
Kıyâme Suresi 40 âyetten oluşur ve Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur.
Kıyâme Suresi nerede indirilmiştir?
Kıyâme Suresi Mekke döneminde (Mekki) inmiştir.
Meal kaynağı: Diyanet İşleri Başkanlığı. Arapça metin: Kur'an-ı Kerim (Uthmani). Türkçe okunuş yalnızca telaffuza yardımcı olması içindir; Kur'an'ın aslı Arapçadır.
