Tüm Sureler
23. Sure

المؤمنون

Mü'minûn Suresi

118 ayet · Mekki sure

Mü'minûn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 23. suresi olup toplam 118 ayetten oluşmaktadır. Bu sure Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur. Aşağıda Mü'minûn Suresi'nin Arapça orijinal metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkçe meali âyet âyet verilmiştir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Okunuşu

Kad eflehalmüminûn.

Meali

Müminler saadete ermişlerdir.

2

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ

Okunuşu

Ellezîne hüm fî salâtihim hâşiûn.

Meali

Onlar namazda huşu içindedirler.

3

وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm anillagvi müridûn.

Meali

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

4

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm lilzekâti fâilûn.

Meali

Onlar zekatlarını verirler.

5

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm lifürûcihim hâfizûn.

Meali

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

6

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

Okunuşu

İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

Meali

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

7

فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

Okunuşu

Femenibtegâ verâe zâlike feülâike hümülâdûn.

Meali

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.

8

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm liemânâtihim veahdihim râûn.

Meali

Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

9

وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm alâ salevâtihim yühâfizûn.

Meali

Namazlarına riayet ederler.

10

أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْوَٰرِثُونَ

Okunuşu

Ülâike hümülvârisûn.

Meali

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

11

ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Okunuşu

Ellezîne yerisûnelfirdevs. Hüm fîhâ hâlidûn.

Meali

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

12

وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍۢ مِّن طِينٍۢ

Okunuşu

Velekad halaknelinsâne min sülâletim min tîn.

Meali

And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.

13

ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةًۭ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍۢ

Okunuşu

Sümme cealnâhü nutfeten fî karârim mekîn.

Meali

Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

14

ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةًۭ فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًۭا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًۭا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ ۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

Okunuşu

Sümme halaknennutfete alekaten fehalaknelalekate mudgaten fehalaknelmudgate izâmen fekesevnelizâme lahmâ. Sümme enşenâhü halkan âhar. Fetebârakellâhü ahsenülhâlikîn.

Meali

Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!

15

ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Okunuşu

Sümme inneküm bade zâlike lemeyyitûn.

Meali

Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.

16

ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ

Okunuşu

Sümme inneküm yevmelkiyâmeti tübasûn.

Meali

Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.

17

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ

Okunuşu

Velekad halaknâ fevkaküm seba tarâik. Vemâ künnâ anilhalki gâfilîn.

Meali

And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.

18

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍۢ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

Okunuşu

Veenzelnâ minessemâi mâem bikaderin feeskennâhü filard. Veinnâ alâ zehâbim bihî lekâdirûn.

Meali

Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.

19

فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍۢ مِّن نَّخِيلٍۢ وَأَعْنَٰبٍۢ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌۭ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

Okunuşu

Feenşenâ leküm bihî cennâtim min nehîliv veanâb. Leküm fîhâ fevâkihü kesîratüv veminhâ tekülûn.

Meali

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

20

وَشَجَرَةًۭ تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍۢ لِّلْءَاكِلِينَ

Okunuşu

Veşeceraten tahrucü min tûri seynâe tembütü biddühni vesibgil lilâkilîn.

Meali

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

21

وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةًۭ ۖ نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌۭ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

Okunuşu

Veinne leküm filenâmi leibrah. Nüskîküm mimmâ fî bütûnihâ veleküm fîhâ menâfiu kesîratüv veminhâ tekülûn.

Meali

Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.

22

وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

Okunuşu

Vealeyhâ vealelfülki tuhmelûn.

Meali

Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.

23

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

Velekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî fekâle yâ kavmibüdüllâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. Efelâ tettekûn.

Meali

And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.

24

فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةًۭ مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

Okunuşu

Fekâlelmeleüllezîne keferû min kavmihî mâ hâzâ illâ beşerum mislüküm yürîdü ey yetefeddale aleyküm. Velev şâellâhü leenzele melâikeh. Mâ seminâ bihâzâ fî âbâinelevvelîn.

Meali

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.

25

إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌۭ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Okunuşu

İn hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbesû bihî hattâ hîn.

Meali

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.

26

قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

Okunuşu

Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn.

Meali

Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.

27

فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ ۙ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّۢ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ ۖ وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ ۖ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

Okunuşu

Feevhaynâ ileyhi enisneilfülke biayüninâ vevahyinâ feizâ câe emrunâ vefârattennûru feslük fîhâ min küllin zevceynisneyni veehleke illâ men sebeka aleyhilkavlü minhüm. Velâ tühâtibnî fillezîne zalemû. İnnehüm mugrakûn.

Meali

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."

28

فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Okunuşu

Feizesteveyte ente vemem meake alelfülki fekulilhamdü lillâhillezî neccânâ minelkavmizzâlimîn.

Meali

Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

29

وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًۭا مُّبَارَكًۭا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

Okunuşu

Vekur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente hayrulmünzilîn.

Meali

"Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.

30

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

Okunuşu

İnne fî zâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

Meali

Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.

31

ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

Okunuşu

Sümme enşenâ mim badihim karnen âharîn.

Meali

Bunların ardından başka nesiller varettik.

32

فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْهُمْ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

Feerselnâ fîhim rasûlem minhüm enibüdüllâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. Efelâ tettekûn.

Meali

Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.

33

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْءَاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

Okunuşu

Vekâlelmeleü min kavmihillezîne keferû vekezzebû bilikâilâhirati veetrafnâhüm filhayâtiddünyâ mâ hâzâ illâ beşerum mislüküm yekülü mimmâ tekülûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

Meali

Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."

34

وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًۭا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًۭا لَّخَٰسِرُونَ

Okunuşu

Velein etatüm beşeram misleküm inneküm izel lehâsirûn.

Meali

"Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."

35

أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ

Okunuşu

Eyeidüküm enneküm izâ mittüm veküntüm türâbev veizâmen enneküm muhracûn.

Meali

"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"

36

۞ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Okunuşu

Heyhâte heyhâte limâ tûadûn.

Meali

"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"

37

إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

Okunuşu

İn hiye illâ hayâtüneddünyâ nemûtü venahyâ vemâ nahnü bimebûsîn.

Meali

"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."

38

إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًۭا وَمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِينَ

Okunuşu

İn hüve illâ racülünfterâ alellâhi kezibev vemâ nahnü lehû bimüminîn.

Meali

"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."

39

قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

Okunuşu

Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn.

Meali

O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.

40

قَالَ عَمَّا قَلِيلٍۢ لَّيُصْبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

Okunuşu

Kâle ammâ kalîlil leyusbihunne nâdimîn.

Meali

Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.

41

فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ بِٱلْحَقِّ فَجَعَلْنَٰهُمْ غُثَآءًۭ ۚ فَبُعْدًۭا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Okunuşu

Feehazethümussayhatü bilhakki fecealnâhüm gusââ. Febüdel lilkavmizzâlimîn.

Meali

Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

42

ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

Okunuşu

Sümme enşenâ mim badihim kurûnen âharîn.

Meali

Ardlarından başka nesiller varettik.

43

مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

Okunuşu

Mâ tesbiku min ümmetin ecelehâ vemâ yestehirûn.

Meali

Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.

44

ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا ۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةًۭ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًۭا وَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًۭا لِّقَوْمٍۢ لَّا يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

Sümme erselnâ rusülenâ tetrâ. Küllemâ câe ümmeter rasûlühâ kezzebûhü feetbanâ badahüm badav vecealnâhüm ehâdîs. Febüdel likavmil lâ yüminûn.

Meali

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!

45

ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ

Okunuşu

Sümme erselnâ mûsâ veehâhü hârûne biâyâtinâ vesültânim mübîn.

Meali

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.

46

إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا عَالِينَ

Okunuşu

İlâ firavne vemeleihî festekberû vekânû kavmen âlîn.

Meali

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.

47

فَقَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

Okunuşu

Fekâlû enüminü libeşerayni mislinâ vekavmühümâ lenâ âbidûn.

Meali

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

48

فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْلَكِينَ

Okunuşu

Fekezzebûhümâ fekânû minelmühlekîn.

Meali

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

49

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

Okunuşu

Velekad âteynâ mûselkitâbe leallehüm yehtedûn.

Meali

And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.

50

وَجَعَلْنَا ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةًۭ وَءَاوَيْنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبْوَةٍۢ ذَاتِ قَرَارٍۢ وَمَعِينٍۢ

Okunuşu

Vecealnebne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin zâti karâriv vemeîn.

Meali

Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.

51

يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا ۖ إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌۭ

Okunuşu

Yâ eyyüherrusülü külû minettayyibâti vamelû sâlihâ. İnnî bimâ tamelûne alîm.

Meali

Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.

52

وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱتَّقُونِ

Okunuşu

Veinne hâzihî ümmetüküm ümmetev vâhidetev veenâ rabbüküm fettekûn.

Meali

Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.

53

فَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًۭا ۖ كُلُّ حِزْبٍۭ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

Okunuşu

Fetekattaû emrahüm beynehüm zübürâ. Küllü hizbim bimâ ledeyhim ferihûn.

Meali

Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.

54

فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

Okunuşu

Fezerhüm fî gamratihim hattâ hîn.

Meali

Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.

55

أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍۢ وَبَنِينَ

Okunuşu

Eyahsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

Meali

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.

56

نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ بَل لَّا يَشْعُرُونَ

Okunuşu

Nüsâriu lehüm filhayrât. Bel lâ yeşurûn.

Meali

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.

57

إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

Okunuşu

İnnellezîne hüm min haşyeti rabbihim müşfikûn.

Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

58

وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm biâyâti rabbihim yüminûn.

Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

59

وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ

Okunuşu

Vellezîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

60

وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ

Okunuşu

Vellezîne yütûne mâ âtev vekulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râciûn.

Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

61

أُو۟لَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَهُمْ لَهَا سَٰبِقُونَ

Okunuşu

Ülâike yüsâriûne filhayrâti vehüm lehâ sâbikûn.

Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

62

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۖ وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌۭ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Okunuşu

Velâ nükellifü nefsen illâ vusahâ veledeynâ kitâbüy yentiku bilhakki vehüm lâ yuzlemûn.

Meali

Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.

63

بَلْ قُلُوبُهُمْ فِى غَمْرَةٍۢ مِّنْ هَٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَٰلٌۭ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَٰمِلُونَ

Okunuşu

Bel kulûbühüm fî gamratim min hâzâ velehüm amâlüm min dûni zâlike hüm lehâ âmilûn.

Meali

Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.

64

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

Okunuşu

Hattâ izâ ehaznâ mütrafîhim bilazâbi izâ hüm yecerûn.

Meali

Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.

65

لَا تَجْـَٔرُوا۟ ٱلْيَوْمَ ۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Okunuşu

Lâ tecerülyevme inneküm minnâ lâ tünsarûn.

Meali

Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."

66

قَدْ كَانَتْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ تَنكِصُونَ

Okunuşu

Kad kânet âyâtî tütlâ aleyküm feküntüm alâ akâbiküm tenkisûn.

Meali

"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."

67

مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرًۭا تَهْجُرُونَ

Okunuşu

Müstekbirîne bih. Sâmiran tehcürûn.

Meali

"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."

68

أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا۟ ٱلْقَوْلَ أَمْ جَآءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Okunuşu

Efelem yeddebberülkavle em câehüm mâ lem yeti âbâehümülevvelîn.

Meali

Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

69

أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا۟ رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Okunuşu

Em lem yarifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

Meali

Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?

70

أَمْ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةٌۢ ۚ بَلْ جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

Okunuşu

Em yekûlûne bihî cinneh. Bel câehüm bilhakki veekseruhüm lilhakki kârihûn.

Meali

Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.

71

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

Okunuşu

Velevittebealhakku ehvâehüm lefesedetissemâvâtü velardu vemen fîhinn. Bel eteynâhüm bizikrihim fehüm an zikrihim müridûn.

Meali

Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.

72

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًۭا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌۭ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Okunuşu

Em teselühüm harcen feharâcü rabbike hayr. Vehüve hayrurrâzikîn.

Meali

Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

73

وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Okunuşu

Veinneke letedûhüm ilâ sirâtim müstekîm.

Meali

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.

74

وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

Okunuşu

Veinnellezîne lâ yüminûne bilâhirati anissirâti lenâkibûn.

Meali

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.

75

۞ وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّۢ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Okunuşu

Velev rahimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min durril leleccû fî tugyânihim yamehûn.

Meali

Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.

76

وَلَقَدْ أَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ فَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Okunuşu

Velekad ehaznâhüm bilazâbi femestekânû lirabbihim vemâ yetedarraûn.

Meali

And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.

77

حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا ذَا عَذَابٍۢ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Okunuşu

Hattâ izâ fetahnâ aleyhim bâben zâ azâbin şedîdin izâ hüm fîhi müblisûn.

Meali

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.

78

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ

Okunuşu

Vehüvellezî enşee lekümüssema velebsâra velefideh. Kalîlem mâ teşkürûn.

Meali

Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.

79

وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Okunuşu

Vehüvellezî zeraeküm filardi veileyhi tuhşerûn.

Meali

Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

80

وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Okunuşu

Vehüvellezî yuhyî veyümîtü velehuhtilâfülleyli vennehâr. Efelâ takilûn.

Meali

Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?

81

بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ

Okunuşu

Bel kâlû misle mâ kâlelevvelûn.

Meali

Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.

82

قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Okunuşu

Kâlû eizâ mitnâ vekünnâ türâbev veizâmen einnâ lemebûsûn.

Meali

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

83

لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Okunuşu

Lekad vuidnâ nahnü veâbâünâ hâzâ min kablü in hâzâ illâ esâtîrulevvelîn.

Meali

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

84

قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

Kul limenilardu vemen fîhâ in küntüm talemûn.

Meali

De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"

85

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Okunuşu

Seyekûlûne lillâh. Kul efelâ tezekkerûn.

Meali

"Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.

86

قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

Okunuşu

Kul mer rabbüssemâvâtissebi verabbülarşilazîm.

Meali

"Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.

87

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

Seyekûlûne lillâh. Kul efelâ tettekûn.

Meali

"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

88

قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍۢ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

Kul mem biyedihî melekûtü külli şeyiv vehüve yücîru velâ yücâru aleyhi in küntüm talemûn.

Meali

"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"

89

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

Okunuşu

Seyekûlûne lillâh. Kul feennâ tüsharûn.

Meali

"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.

90

بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

Okunuşu

Bel eteynâhüm bilhakki veinnehüm lekâzibûn.

Meali

Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.

91

مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍۢ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ ۚ إِذًۭا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Okunuşu

Mettehazellâhü miv velediv vemâ kâne meahû min ilâhin izel lezehebe küllü ilâhim bimâ haleka velealâ baduhüm alâ bad. Sübhânellâhi ammâ yesifûn.

Meali

Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.

92

عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Okunuşu

Âlimilgaybi veşşehâdeti feteâlâ ammâ yüşrikûn.

Meali

O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.

93

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

Okunuşu

Kur rabbi immâ türiyennî mâ yûadûn.

Meali

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."

94

رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Okunuşu

Rabbi felâ tecalnî filkavmizzâlimîn.

Meali

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."

95

وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

Okunuşu

Veinnâ alâ en nüriyeke mâ neidühüm lekâdirûn.

Meali

Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

96

ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ ۚ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Okunuşu

İdfa billetî hiye ahsenüsseyyieh. Nahnü alemü bimâ yesifûn.

Meali

Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.

97

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

Okunuşu

Vekur rabbi eûzü bike min hemezâtişşeyâtîn.

Meali

De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."

98

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Okunuşu

Veeûzü bike rabbi ey yahdurûn.

Meali

"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."

99

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ

Okunuşu

Hattâ izâ câe ehadehümülmevtü kâle rabbirciûn.

Meali

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.

100

لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًۭا فِيمَا تَرَكْتُ ۚ كَلَّآ ۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا ۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Okunuşu

Leallî amelü sâlihan fîmâ teraktü kellâ. İnnehâ kelimetün hüve kâilühâ. Vemiv verâihim berzehun ilâ yevmi yübasûn.

Meali

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.

101

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Okunuşu

Feizâ nüfiha fissûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiziv velâ yetesâelûn.

Meali

Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.

102

فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Okunuşu

Femen sekulet mevâzînühû feülâike hümülmüflihûn.

Meali

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.

103

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Okunuşu

Vemen haffet mevâzînühû feülâikellezîne hasirû enfüsehüm fî cehenneme hâlidûn.

Meali

Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.

104

تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Okunuşu

Telfehu vucûhehümünnâru vehüm fîhâ kâlihûn.

Meali

Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.

105

أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Okunuşu

Elem tekün âyâtî tütlâ aleyküm feküntüm bihâ tükezzibûn.

Meali

Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.

106

قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًۭا ضَآلِّينَ

Okunuşu

Kâlû rabbenâ galebet aleynâ şikvetünâ vekünnâ kavmen dâllîn.

Meali

Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."

107

رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

Okunuşu

Rabbenâ ahricnâ minhâ fein udnâ feinnâ zâlimûn.

Meali

"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."

108

قَالَ ٱخْسَـُٔوا۟ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Okunuşu

Kâlehseû fîhâ velâ tükellimûn.

Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

109

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌۭ مِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Okunuşu

İnnehû kâne ferîkum min ibâdî yekûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verhamnâ veente hayrurrâhimîn.

Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

110

فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

Okunuşu

Fettehaztümûhüm sihriyyen hattâ ensevküm zikrî veküntüm minhüm tadhakûn.

Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

111

إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

Okunuşu

İnnî cezeytühümülyevme bimâ saberû ennehüm hümülfâizûn.

Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

112

قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

Okunuşu

Kâle kem lebistüm filardi adede sinîn.

Meali

Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.

113

قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍۢ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ

Okunuşu

Kâlû lebisnâ yevmen ev bada yevmin feselilâddîn.

Meali

"Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.

114

قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًۭا ۖ لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

Kâle il lebistüm illâ kalîlel lev enneküm küntüm talemûn.

Meali

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

115

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَٰكُمْ عَبَثًۭا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

Okunuşu

Efehasibtüm ennemâ halaknâküm abesev veenneküm ileynâ lâ türceûn.

Meali

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

116

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْكَرِيمِ

Okunuşu

Feteâlellâhülmelikülhakk. Lâ ilâhe illâ hû. Rabbülarşilkerîm.

Meali

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.

117

وَمَن يَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

Okunuşu

Vemey yedu meallâhi ilâhen âhara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ hisâbühû inde rabbih. İnnehû lâ yüflihulkâfirûn.

Meali

Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.

118

وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Okunuşu

Vekur rabbigfir verham veente hayrurrâhimîn.

Meali

De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."

Mü'minûn Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Mü'minûn Suresi kaç ayettir?

Mü'minûn Suresi 118 âyetten oluşur ve Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur.

Mü'minûn Suresi nerede indirilmiştir?

Mü'minûn Suresi Mekke döneminde (Mekki) inmiştir.

Meal kaynağı: Diyanet İşleri Başkanlığı. Arapça metin: Kur'an-ı Kerim (Uthmani). Türkçe okunuş yalnızca telaffuza yardımcı olması içindir; Kur'an'ın aslı Arapçadır.