Tüm Sureler
36. Sure

يس

Yâsîn Suresi

83 ayet · Mekki sure

Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresi olup toplam 83 ayetten oluşmaktadır. Bu sure Mekke döneminde (Mekki) nazil olmuştur. Aşağıda Yâsîn Suresi'nin Arapça orijinal metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkçe meali âyet âyet verilmiştir.

Yâsîn Suresi Ne Anlatıyor?

Yasin Suresi, 'Kur'an'ın kalbi' olarak anılır. Tevhid (Allah'ın birliği), peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve âhiret gerçekleri üzerinde durur. Anlatım gücü ve etkileyici üslubuyla en çok okunan surelerden biridir.

Yasin Suresi Mekke döneminde inmiştir ve 83 âyettir. Her zaman, özellikle hasta başında ve vefat edenlerin ardından okunur.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يسٓ

Okunuşu

Yâsîn.

Meali

Ya, Sin.

2

وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

Okunuşu

Velkurânilhakîm.

Meali

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

3

إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Okunuşu

İnneke leminelmürselîn.

Meali

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

4

عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Okunuşu

Alâ sirâtim müstekîm.

Meali

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

5

تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Okunuşu

Tenzîlelazîzirrahîm.

Meali

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.

6

لِتُنذِرَ قَوْمًۭا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

Okunuşu

Litünzira kavmem mâ ünzira âbâühüm fehüm gâfilûn.

Meali

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.

7

لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

Lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm lâ yüminûn.

Meali

And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.

8

إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًۭا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

Okunuşu

İnnâ cealnâ fî anâkihim aglâlen fehiye ilelezkâni fehüm mukmehûn.

Meali

Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.

9

وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّۭا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّۭا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

Okunuşu

Vecealnâ mim beyni eydîhim seddev vemin halfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübsirûn.

Meali

Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.

10

وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

Vesevâün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yüminûn.

Meali

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

11

إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ ۖ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍۢ وَأَجْرٍۢ كَرِيمٍ

Okunuşu

İnnemâ tünziru menittebeazzikra vehaşiyerrahmâne bilgayb. Febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

Meali

Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.

12

إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ ۚ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍۢ مُّبِينٍۢ

Okunuşu

İnnâ nahnü nuhyilmevtâ venektübü mâ kaddemû veâsârahüm. Vekülle şeyin ahsaynâhü fî imâmim mübîn.

Meali

Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır.

13

وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

Okunuşu

Vadrib lehüm meselen ashâbelkaryeh. İz câehelmürselûn.

Meali

İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat:

14

إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍۢ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

Okunuşu

İz erselnâ ileyhimüsneyni fekezzebûhümâ feazzeznâ bisâlisin fekâlû innâ ileyküm mürselûn.

Meali

Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi.

15

قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

Okunuşu

Kâlû mâ entüm illâ beşerum mislünâ vemâ enzelerrahmânü min şeyin in entüm illâ tekzibûn.

Meali

"Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler.

16

قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

Okunuşu

Kâlû rabbünâ yalemü innâ ileyküm lemürselûn.

Meali

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

17

وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

Okunuşu

Vemâ aleynâ illelbelâgulmübîn.

Meali

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

18

قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Okunuşu

Kâlû innâ tetayyernâ biküm. Leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ azâbün elîm.

Meali

"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.

19

قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ ۚ أَئِن ذُكِّرْتُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ مُّسْرِفُونَ

Okunuşu

Kâlû tâiruküm meaküm. Ein zükkirtüm. Bel entüm kavmüm müsrifûn.

Meali

Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi.

20

وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌۭ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

Okunuşu

Vecâe min akselmedîneti racülüy yesâ kâle yâ kavmittebiülmürselîn.

Meali

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun."

21

ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًۭا وَهُم مُّهْتَدُونَ

Okunuşu

İttebiû mel lâ yeselüküm ecrav vehüm mühtedûn.

Meali

"Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."

22

وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Okunuşu

Vemâ liye lâ abüdüllezî fetaranî veileyhi türceûn.

Meali

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz."

23

ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّۢ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًۭٔا وَلَا يُنقِذُونِ

Okunuşu

Eettehizü min dûnihî âliheten iy yüridnirrahmânü bidurril lâ tugni annî şefâatühüm şeyev velâ yünkizûn.

Meali

"O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar."

24

إِنِّىٓ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

Okunuşu

İnnî izel lefî dalâlim mübîn.

Meali

"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25

إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

Okunuşu

İnnî âmentü birabbiküm fesmeûn.

Meali

"Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin."

26

قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ ۖ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

Okunuşu

Kîledhulilcenneh. Kâle yâ leyte kavmî yalemûn.

Meali

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.

27

بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

Okunuşu

Bimâ gafera lî rabbî vecealenî minelmükramîn.

Meali

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.

28

۞ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍۢ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

Okunuşu

Vemâ enzelnâ alâ kavmihî mim badihî min cündim minessemâi vemâ künnâ münzilîn.

Meali

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

29

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

Okunuşu

İn kânet illâ sayhatev vâhideten feizâ hüm hâmidûn.

Meali

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

30

يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ ۚ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Okunuşu

Yâ hasraten alelibâd. Mâ yetîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Meali

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.

31

أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

Okunuşu

Elem yerav kem ehleknâ kablehüm minelkurûni ennehüm ileyhim lâ yerciûn.

Meali

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?

32

وَإِن كُلٌّۭ لَّمَّا جَمِيعٌۭ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

Okunuşu

Vein küllül lemmâ cemîul ledeynâ muhdarûn.

Meali

Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.

33

وَءَايَةٌۭ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّۭا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

Okunuşu

Veâyetül lehümülardulmeyteh. Ahyeynâhâ veahracnâ minhâ habben feminhü yekülûn.

Meali

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.

34

وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّٰتٍۢ مِّن نَّخِيلٍۢ وَأَعْنَٰبٍۢ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

Okunuşu

Vecealnâ fîhâ cennâtim min nehîliv veanâbiv vefeccernâ fîhâ mineluyûn.

Meali

Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız.

35

لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

Okunuşu

Liyekülû min semerihî vemâ amilethü eydîhim. Efelâ yeşkürûn.

Meali

Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?

36

سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

Okunuşu

Sübhânellezî halekalezvâce küllehâ mimmâ tümbitülardu vemin enfüsihim vemimmâ lâ yalemûn.

Meali

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.

37

وَءَايَةٌۭ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

Okunuşu

Veâyetül lehümülleyl. Neslehu minhünnehâra feizâ hüm muzlimûn.

Meali

Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler.

38

وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّۢ لَّهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

Okunuşu

Veşşemsü tecrî limüstekarril lehâ. Zâlike takdîrulazîzilalîm.

Meali

Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur.

39

وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

Okunuşu

Velkamera kaddernâhü menâzile hattâ âde kelurcûnilkadîm.

Meali

Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.

40

لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ ۚ وَكُلٌّۭ فِى فَلَكٍۢ يَسْبَحُونَ

Okunuşu

Leşşemsü yembegî lehâ en tüdrikelkamera velelleylü sâbikunnehâr. Veküllün fî felekiy yesbehûn.

Meali

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.

41

وَءَايَةٌۭ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Okunuşu

Veâyetül lehüm ennâ hamelnâ zürriyyetehüm filfülkilmeşhûn.

Meali

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

42

وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

Okunuşu

Vehalaknâ lehüm mim mislihî mâ yerkebûn.

Meali

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

43

وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

Okunuşu

Vein neşe nugrikhüm felâ sarîha lehüm velâ hüm yünkazûn.

Meali

Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.

44

إِلَّا رَحْمَةًۭ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍۢ

Okunuşu

İllâ rahmetem minnâ vemetâan ilâ hîn.

Meali

Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.

45

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Okunuşu

Veizâ kîle lehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ halfeküm lealleküm türhamûn.

Meali

Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler.

46

وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍۢ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Okunuşu

Vemâ tetîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ müridîn.

Meali

Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.

47

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Okunuşu

Veizâ kîle lehüm enfikû mimmâ razekakümüllâhü kâlellezîne keferû lillezîne âmenû enutimü mel lev yeşâüllâhü atameh. İn entüm illâ fî dalâlim mübîn.

Meali

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.

48

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Okunuşu

Veyekûlûne metâ hâzelvadü in küntüm sâdikîn.

Meali

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.

49

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

Okunuşu

Mâ yenzurûne illâ sayhatev vâhideten tehuzühüm vehüm yehissimûn.

Meali

Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.

50

فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةًۭ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

Okunuşu

Felâ yestetîûne tevsiyetev velâ ilâ ehlihim yerciûn.

Meali

O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler.

51

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

Okunuşu

Venüfiha fissûri feizâ hüm minelecdâsi ilâ rabbihim yensilûn.

Meali

Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.

52

قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

Okunuşu

Kâlû yâ veylenâ mem beasenâ mim merkadinâ. Hâzâ mâ veaderrahmânü vesadekalmürselûn.

Meali

"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.

53

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌۭ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

Okunuşu

İn kânet illâ sayhatev vâhideten feizâ hüm cemîul ledeynâ muhdarûn.

Meali

Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.

54

فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌۭ شَيْـًۭٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Okunuşu

Felyevme lâ tuzlemü nefsün şeyev velâ tüczevne illâ mâ küntüm tamelûn.

Meali

Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz.

55

إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍۢ فَٰكِهُونَ

Okunuşu

İnne ashâbelcennehilyevme fî şügulin fâkihûn.

Meali

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.

56

هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

Okunuşu

Hüm veezvâcühüm fî zilâlin alelerâiki müttekiûn.

Meali

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.

57

لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

Okunuşu

Lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yeddeûn.

Meali

Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.

58

سَلَٰمٌۭ قَوْلًۭا مِّن رَّبٍّۢ رَّحِيمٍۢ

Okunuşu

Selâmün kavlem mir rabbir rahîm.

Meali

Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.

59

وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

Okunuşu

Vemtâzülyevme eyyühelmücrimûn.

Meali

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

60

۞ أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ ۖ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ

Okunuşu

Elem ahed ileyküm yâ benî âdeme el lâ tabüdüşşeytân. İnnehû leküm adüvvüm mübîn.

Meali

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

61

وَأَنِ ٱعْبُدُونِى ۚ هَٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ

Okunuşu

Veenibüdûnî. Hâzâ sirâtum müstekîm.

Meali

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

62

وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّۭا كَثِيرًا ۖ أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

Okunuşu

Velekad edalle minküm cibillen kesîrâ. Efelem tekûnû takilûn.

Meali

And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz?

63

هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

Okunuşu

Hâzihî cehennemülletî küntüm tûadûn.

Meali

İşte bu, size söz verilen cehennemdir.

64

ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

Okunuşu

İslevhelyevme bimâ küntüm tekfürûn.

Meali

Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin.

65

ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Okunuşu

Elyevme nahtimü alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

Meali

İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.

66

وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

Okunuşu

Velev neşâü letamesnâ alâ ayünihim festebekussirâta feennâ yübsirûn.

Meali

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?

67

وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّۭا وَلَا يَرْجِعُونَ

Okunuşu

Velev neşâü lemesahnâhüm alâ mekânetihim femestetâû müdiyyev velâ yerciûn.

Meali

Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.

68

وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ ۖ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

Okunuşu

Vemen nüammirhü nünekkishü filhalk. Efelâ yakilûn.

Meali

Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi?

69

وَمَا عَلَّمْنَٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ وَقُرْءَانٌۭ مُّبِينٌۭ

Okunuşu

Vemâ allemnâhüşşira vemâ yembegî leh. İn hüve illâ zikruv vekurânüm mübîn.

Meali

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.

70

لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّۭا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

Okunuşu

Liyünzira men kâne hayyev veyehikkalkavlü alelkâfirîn.

Meali

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın.

71

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَٰمًۭا فَهُمْ لَهَا مَٰلِكُونَ

Okunuşu

Evelem yerav ennâ halaknâ lehüm mimmâ amilet eydînâ enâmen fehüm lehâ mâlikûn.

Meali

Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar.

72

وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

Okunuşu

Vezellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ yekülûn.

Meali

Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır.

73

وَلَهُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

Okunuşu

Velehüm fîhâ menâfiu vemeşârib. Efelâ yeşkürûn.

Meali

Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi?

74

وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةًۭ لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

Okunuşu

Vettehazû min dûnillâhi âlihetel leallehüm yünsarûn.

Meali

Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler.

75

لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌۭ مُّحْضَرُونَ

Okunuşu

Lâ yestetîûne nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarûn.

Meali

Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler.

76

فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

Okunuşu

Felâ yahzünke kavlühüm. İnnâ nalemü mâ yüsirrûne vemâ yülinûn.

Meali

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.

77

أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍۢ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌۭ مُّبِينٌۭ

Okunuşu

Evelem yeralinsânü ennâ halaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmüm mübîn.

Meali

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?

78

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًۭا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ ۖ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌۭ

Okunuşu

Vedarabe lenâ meselev venesiye halkah. Kâle mey yuhyilizâme vehiye ramîm.

Meali

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?

79

قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

Okunuşu

Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merrah. Vehüve bikülli halkin alîm.

Meali

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir."

80

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًۭا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

Okunuşu

Ellezî ceale leküm mineşşecerilahdari nâran feizâ entüm minhü tûkidûn.

Meali

Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız.

81

أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

Okunuşu

Eveleysellezî halekassemâvâti velarda bikâdirin alâ ey yahlüka mislehüm. Belâ vehüvelhallâkulalîm.

Meali

Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.

82

إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Okunuşu

İnnemâ emruhû izâ erâde şeyen ey yekûle lehû kün feyekûn.

Meali

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur.

83

فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍۢ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Okunuşu

Fesübhânellezî biyedihî melekûtü külli şeyiv veileyhi türceûn.

Meali

Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir.

YâsînSuresi'nin Fazileti

Bir rivayette 'Her şeyin bir kalbi vardır, Kur'an'ın kalbi de Yasin'dir' buyrulduğu nakledilir. Ölmek üzere olan hastaların yanında okunması, ölülerin ardından okunması ve niyet edilerek okunmasının hayırlara vesile olacağı geleneğimizde yaygındır.

Not: Fazilete dair bilgiler rivayet niteliğindedir; farklı kaynaklarda değişiklik gösterebilir. Kur'an okumanın esası anlamını düşünerek ve amel etmektir.

Yâsîn Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Yasin Suresi neden Kur'an'ın kalbi denir?

Tevhid, âhiret ve dirilişi güçlü bir üslupla anlattığı için 'Kur'an'ın kalbi' olarak nitelenir.

Yasin Suresi kaç ayettir?

Yasin Suresi 83 âyettir ve Mekke döneminde nazil olmuştur.

Yasin Suresi ölüye okunur mu?

Vefat eden veya ölmek üzere olan kişinin yanında okunması geleneğimizde köklü ve yaygın bir uygulamadır.

Meal kaynağı: Diyanet İşleri Başkanlığı. Arapça metin: Kur'an-ı Kerim (Uthmani). Türkçe okunuş yalnızca telaffuza yardımcı olması içindir; Kur'an'ın aslı Arapçadır.